İSTANBUL PROJELERİ

  • İstanbul Projeleri
  • İstanbul Projeleri
  • İstanbul Projeleri

ÖMER FARUK BAŞARAN'IN İSTANBUL PROJELERİ

  • ZOO İSTANBUL

    Ömer Faruk BAŞARAN, İstanbul’un sahip olduğu tarihi ve kültürel mirası nedeniyle dünyanın en çok turist çeken şehri olması gerektiğini belirterek, yeni projelerle bunun gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti. BAŞARAN, Zoo İstanbul projesinin şehrin kültürel ve turistik yapısına yeni bir boyut katacağını ifade ederek şunları söyledi:

    “İstanbul’u dünyanın çekim merkezi haline getirmek istiyorsak, İstanbul’un değerine değer katacak projeleri hızla hayata geçirmeliyiz. Bunlardan biri Zoo İstanbul’dur. Dünyanın en büyük hayvanat bahçesi projesi olan Zoo İstanbul ile şehrin turistik değerinin arttırılması gerektiğine inanıyoruz. İstanbul, şüphesiz tarihi zenginliğinin yanı sıra doğal güzelliği ile de dünyanın önde gelen şehirlerinden biridir. Dünyanın en çok turist çeken şehirlerinden biri olan Paris ile İstanbul’u karşılaştıralım: İstanbul’daki doğal güzelliklerin ve tarihin Paris’te olduğunu görüyor musunuz? Peki o halde neden Paris, İstanbul’dan fazla turist çekiyor? Şüphesiz, burada en büyük pay Paris’in tanıtımı için yapılan çalışmalardır. Çeşitli kültürel ve sanatsal etkinliklerle ve değişik projelerle, dünyanın dikkati Paris’e çekilmektedir. İşte biz, tanıtım kampanyalarının yanı sıra Zoo İstanbul gibi turistlerin ilgisini çekebilecek ve dünyada ses getirebilecek projelerle İstanbul’umuzu gündeme taşıyabiliriz. Ayrıca, Türk Kültür Parkı projemiz gibi Zoo İstanbul projesinin de hem şehrin hem de ülkemizin ekonomik yapısına katkısının büyük olacağını düşünüyoruz.”

    Mart 2011

  • DEPREME HAZIRLIK İÇİN İMAR AFFI

    İstanbul’un finans merkezi olması gerektiğini ve bu yönde başlatılan çalışmaları desteklediklerini her platformda dile getiren Ömer Faruk BAŞARAN, İstanbul’da olması beklenen muhtemel bir depremde yaşanabilecek büyük felakete dikkat çekerek, konutlara depreme karşı güçlendirme yapılması şartıyla imar affı getirilmesini önerdi. BAŞARAN şunları kaydetti:

    “Finans merkezi olacak bir şehrin, altyapısının sağlam olması gerekir, trafik sorunu olmaması gerekir, ulaşımı kolay olmalıdır. Bunların yanı sıra bizim sürekli göz ardı ettiğimiz çok daha önemli bir husus var: Deprem Gerçeği.

    İstanbul’da yer alan bütün konutların, kamu binalarının, yolların ve altyapıların, kısaca A’dan Z’ye her şeyin depreme dayanıklı olması gerekmektedir. Yazık ki, İstanbul finans merkezi olmaya bazı açılardan uygun olabilir fakat hâlâ depreme hazır değildir. Acilen, şehirde yer alan bütün binaların depreme karşı güçlendirilmesi, önlem alınması gerekmektedir. Biz bu sorunun çözümünü imar affında buluyoruz.

    İstanbul’daki konutların birçoğunun ruhsatsız veya yapı ruhsatı almamış olduğunu biliyoruz. Bu ruhsatsız yapıların sahiplerine, depreme karşı güçlendirme koşullarını yerine getirdikleri takdirde bir sefere mahsus olmak üzere yapı ruhsatı verilmesini öneriyoruz.

    Bu uygulamanın ciddi anlamda bir maddi getirisinin olacağına inanmaktayız. Çünkü ruhsatı olmayan yapının hem ruhsatı olmuş olacak, hem de depreme karşı güçlendirme koşullarını yerine getirdiği için binanın maddi değeri artacaktır.

    Böyle bir maddi değer artışına hiçbir mülk sahibinin hayır demeyeceğini düşünüyoruz. Bu nedenle kanunda yapılacak bir düzenleme ile uygulamanın hayata geçirilmesini öneriyor, İstanbul’daki depreme hazırlık çalışmalarının böylece hızlanacağını düşünüyoruz.”

  • SEYİR KULELERİ

    Başaran Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Başaran, İstanbul'un tanıtımına katkı sunabilecek ve turistleri şehre çekebilecek yeni bir proje ortaya koydu: Seyir Kuleleri. Başaran projeyle ilgili şunları söyledi:

    "İstanbul meraklıları ve turistler için İstanbul'a 10 adet seyir kulesi kurulması gerektiğini düşünüyoruz. Bu kuleler, şehrin en güzel şekilde 360 derece izlenebileceği noktalarda yer almalıdır. Kulelerde eğlence merkezleri, restoranlar, cafeler gibi halkın birlikte zaman geçirebileceği mekanlar da yer almalıdır. Biz, İstanbul'daki trafik sorunu nedeniyle şehre gelen turistlerin ve ziyaretçilerin İstanbul'u yeterince gezip göremediklerini, şehrin doğal ve tarihi güzelliklerini yeterince izleyemediklerini düşünüyoruz. Bu nedenle seyir kuleleri, İstanbul'u sevenler, İstanbul'u merak edenler ve turistler için ilgi çekici bir proje olabilir."

  • 3 KATLI YENİ BOĞAZ KÖPRÜSÜ

    Başaran Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Başaran, İstanbul’a yapılacak olan yeni boğaz köprüsünün 3 katlı olmasını ve mevcut yolların da çok katlı hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Başaran şunları kaydetti:

    “İstanbul’un finans merkezi yapılması kararını destekliyoruz. Ancak iyi bir finans merkezinin trafik sorunu yaşamaması gerektiğine inanıyoruz. Bu bağlamda İstanbul’un trafik sorununu temelinden çözebilecek bazı büyük yatırımların ve adımların atılması gerektiğine inanıyoruz. Bu çözümlerden en önemlisi Boğaz Köprülerinin demiryolu geçişine sahip olmasıdır. Yeni yapılacak köprü 2 katlı ve hatta gerekirse 3 katlı olmalı, bir katında sadece demiryolu ağı bulunmalıdır. İstanbul’daki mevcut yollar çok katlı hale getirilerek trafik sorunu çözülebilir. Böyle bir durumda mevcut boğaz köprülerinin hemen yanına yapılacak yeni köprülerle, trafiğin akışı sağlanabilir. Örneğin; Ankara’dan Edirne’ye giden bir araç Tuzla’dan İstanbul’a girdiğinde, 2 katlı yapılan otoyolun üst katından şehiriçi trafiğe girmeden Avcılar’a kadar transit gidebilmelidir. Böylece köprü ağızlarında (bottle neck) yaşanan yığılmalar engellenmiş olacaktır. Mevcut durumda, İstanbul’daki şehir içi trafiğiyle ilgilisi olmayan birçok araç, İstanbul içinde seyahat eden araçlarla aynı yollarda ve aynı köprülerde trafiğe takılmaktadır. Bunların dışında 3 tarafı denizlerle çevrili olan İstanbul’da deniz taşımacılığına yatırım yapılmalı, deniz yollarının daha etkin ve hızlı kullanımı sağlanmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.”

  • İSTANBUL'A TELEFERİK PROJESİ

    Başaran Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Başaran, Doppelmayr Firmasından Türkiye Temsilcisi Akın Gözüaçık ile Türkiye Sorumlusu Stefan Brandle, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Dairesi Müdürlüğü’nde yapılan toplantıda Atilla Alkan ile “İstanbul’a Teleferik” Projesi’ni konuştu. Başaran şunları kaydetti:

    “Proje hayata geçirildiği takdirde hem İstanbul’un trafik sorununa bir çözüm getirilmiş, hem de 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’a turistik ve estetik bir görünüm kazandırılmış olacaktır. İstanbul, zaten dünyanın en güzel şehri. Bu projenin İstanbul Boğazı'na takılan yeni bir gerdanlık gibi olacağını ve İstanbul'un güzelliğine güzellik katacağını düşünüyorum.

    Proje, kentin bir yakasından diğer yakaya 35’er kişilik kabinlerde 4 dakikada geçmeyi sağlayan yaklaşık 30 milyon Euro maliyetli bir projedir. Bu proje ile aynı zamanda araçlar da taşınabilmektedir. Zincirlikuyu - Çamlıca arasında uygulanabilecek bu proje ile saatte yaklaşık 10 bin yolcuya hizmet verebilir. Aynı zamanda turistik amaçlı olarak da kullanılabilecektir. Çok sıra dışı bir proje olduğu sanılabilir fakat bir uygulaması çok yakın bir zamanda Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Başkenti Abu Dabi’de uygulamaya konuyor. Teleferikle araç taşıma projesini, trafiğin çok yoğun olmadığı Yalova ve Çanakkale güzergâhlarında da uygulamak mümkündür. Bu istikametlerde yapılacak köprüler yerine, maliyeti çok daha düşük olan bu sistemin daha verimli olacağına inanıyoruz.”

  • İSTANBUL'A YENİ BİR BAKIŞ

    Ömer Faruk BAŞARAN, İstanbul’un dünyanın en önemli şehirlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, İstanbul’un turizm potansiyelinin arttırılması gerektiğini vurguladı. Şehrin dünyanın önde gelen finans ve kültür merkezlerinden biri olması için değişik projelere ihtiyaç duyduğunu anımsatan BAŞARAN, Londra’daki ‘The London Eye’ gibi bir dönme dolabın, İstanbul’a yapılabileceğini söyledi. BAŞARAN şunları kaydetti:

    “Biliyorsunuz ki, İstanbul’un turizm potansiyelinin geliştirilmesi amacıyla sık sık çeşitli projeler ortaya koymaktayız. Bunlardan birisi de İstanbul’a dev bir dönme dolap yapılmasıdır. Londra’da bulunan ‘The London Eye’ 135 metre yüksekliği ile Avrupa’nın en büyük dönme dolabıdır. Thames nehri üzerindeki bulunan ve şehri yukarıdan izlemeye yarayan bu turizm yapısı, sadece kendi başına yılda 3 milyon turist çekmektedir. İstanbul’un tarihi ve doğal güzelliği Londra ile karşılaştırıldığında, böyle bir yapı İstanbul’da ciddi bir turizm patlaması yaratabilir. Bu dönme dolap başta Tarihi Yarımada olmak üzere şehrin bütün noktalarının rahatlıkla izlenebileceği bir noktada, Marmara Denizi’nde veya Haliç üzerinde inşa edilebilir.”